Sorumluluk sınırlama hükmü, sözleşme dışı üçüncü şahıslara karşı geçerlidir

Yargıtay, 3 Temmuz 2024 tarihli kararında, iki taraf arasında akdedilen sözleşmede yer alan sorumluluk sınırlama hükmünün, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle taraflardan birine karşı dava açan üçüncü kişilere karşı geçerli olduğuna hükmetmiştir.

resim

Gerçekte, bir Fransız şirketi, İtalya’da bulunan aynı gruba ait bir şirkete ait makinelerin yükleme ve boşaltma işlemlerini bir nakliye şirketine yaptırmıştır. Teslimat sırasında makinelerden biri hasar görmüş, bunun üzerine İtalyan şirketi ve sigortacısı nakliye şirketinin sorumluluğunu sorgulamıştır.

İtalyan şirketi, nakliyeciyle herhangi bir sözleşme ilişkisi içinde olmadığından, sözleşmenin ifası sırasında işlenen hatalar nedeniyle nakliyecinin haksız fiil sorumluluğunu talep etmek zorundaydı. Bu imkân, bir tarafın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle zarar gören her üçüncü kişiye Yargıtay tarafından tanınmaktadır; bu durumda söz konusu üçüncü kişi, sözleşme ihlalinden ayrı bir kusurun varlığını ispat etmek zorunda değildir.

Bununla birlikte, sözleşmelerin göreceli etkisi ilkesinin uygulanması kapsamında, içtihat hukuku bugüne kadar bu tür bir durumda sözleşmede yer alan olası sorumluluk sınırlama hükmünün üçüncü şahıslara karşı ileri sürülemeyeceği görüşündeydi. Nitekim, temyiz konusu olan kararda PARİS Temyiz Mahkemesi de bu görüşü benimsemişti.

Bununla birlikte, Yargıtay, sorumluluk sınırlama hükmünün uygulanmasının reddedilmesinin, «sözleşmenin genel yapısını göz önünde bulundurarak taahhütte bulunan» borçlunun beklentilerini boşa çıkaracağı ve üçüncü kişiye, aynı ihlalin mağduru olan sözleşme tarafına göre daha avantajlı bir konum kazandıracağı gerekçesiyle, bunun aksine karar vermiştir.

Bu karar, sözleşmelerdeki sorumluluk sınırlama hükümlerinin önemini vurgulamaktadır; zira bu hükümler, şirketlerin sözleşme yükümlülükleriyle ilgili riskleri daha iyi yönetmelerine olanak tanımaktadır.